Kastamonu'daki köyünden büyük bir kararlılıkla ayrılırken, yanında kurtuluşa adanmış mangal gibi bir yürek, arkasında anne ve babasının sözleri vardı: “kızım gitme, gitme”... Bu sözleri bir kez daha duyacak ve yine dinlemeyecekti. Şairin dediği gibi mavi gözleri çakmak çakmak, sarışın bir kurda benzeyen komutana İnebolu'dan cepheye cephane taşırken rastladı. Ancak rastladığı kişinin Mustafa Kemal olduğunu bilmiyordu. “Sen üşüyor musun böyle?” diye sordu Mustafa Kemal. “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” yanıtını verdi Halime. Mustafa Kemal kafa kağıdını istedi ve birkaç dakika sonra sordu: “Sen kız mısın?” “Evet” dedi Halime Çavuş, cephede bilinen ismiyle “Halim Çavuş”.
Kurtuluş Savaşı'na giderken erkek kılığına girmiş, erkek gibi traş olmuş ve saçlarını kazıtmıştı. Kimseciklere söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Askeri mühimmatların taşınmasında görev yaptı. Üstelik çatışmalar sırasında açılan ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı.
Üniformasını hiç üzerinden çıkarmayan Halime Çavuş, savaş sonrası Mustafa Kemal tarafından Ankara'ya çağrıldı. Kapıda yavere “Mustafa Kemal Paşa hangisi bilmiyorum” dedi. Yaverin “soldaki” demesiyle koşup elini öptü. O'nun “Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol” önerisine “Annem babam beni bekler” şeklinde cevap verdi Halime Çavuş. “Ben ana-baba sözü dinleyen evlada saygı duyarım” diyen Mustafa Kemal tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş bağlandı. Hayata gözlerini yumduğunda 75 yaşındaydı.
Üzerinde bulunduğumuz coğrafyada Fransızlara karşı kahramanca çarpışırken ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit oldu Tayyar Rahmiye. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. Osmaniye'nin Kaziyeler Köyü'ndendi. Müfrezesiyle, 9.Tümenin Fransızlar ile 1920 yılında yaptığı muharebeye katılmıştı. Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca haykırdı: “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?”
Adile Hala, Adile Onbaşı diye bilinen ve silah arkadaşları arasında “Kara Fatma” olarak anılan kahraman kadın Tarsusluydu. Afyon cephesinde de 8-10 kişilik milis kuvvetiyle bulunmuş, Tarsus'un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar göstermişti.
Adana'da Fransızlar'a karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920'de milli kuvvetler Pozantı'da taarruza başladığında, kritik bir duruma düşen Fransızlara kılavuzluk ederek onları kandırır. Hatice, kılavuzluk yaptığı Fransızlar'a yanlış yol göstererek Karboğazı'na sokar. Boğazda sıkışan Fransızlar, Türk askerine esir düşer.
Tarih boyunca Türk kadını hayatın her alanında erkeğin yanında yer alarak sorumluluklarını paylaştı. Kurtuluş savaşında verdiği mücadelede yüzlerce binlerce isimsiz kahraman düşmana karşı savaştı. Çoğu keskin nişancıydı, kimi cepheye cephane taşıdı, kimi yaralı askerleri tedavi etti, kimisi de askerin karnını doyurdu…
Nene Hatun, Halide Onbaşı (Edip Adıvar), Nezahat Onbaşı, Şerife Bacı, Hafiz Selman İzbeli, Gördesli Makbule Hanım, Çete Emir Ayşe, Saime Hanım, Yirik Fatma, Naciye Hanım, Faika Hakki, Sultan Hanım, Süreyya Sülün Hanım, Nazife Kadın, Domaniçli Habibe, Satı Çırpan ve isimsiz yüzlerce binlerce kahramandı onlar. Ana, eş, kız kardeş, evlat, sevgiliydiler…
Televizyon kanallarının ana haber bültenlerine düşen haberlerde gelincikler gibi omuzlar üzerinde süzülen kahramanların anaları, eşleri, kız kardeşleri, evlatları, sevgililerinin feryatlarıydı kulaklarımızda çınlayan.
Ve o kadınlar, kurtuluşa giden yolda, Mustafa Kemal'in isimsiz askerlerinin torunlarıydı.
Ve kadınlarımızın yürekleri Kurtuluş Savaşı'nda verilen şehitlerin ardından dökülen gözyaşlarıyla çoktan soğumuştu.
Türk kadını kendisini karanlık çağlara mahkum etmeyecek; kahramanlarını hatırlayıp hatırlatarak, kitle iletişim araçlarının ileti bombardımanı altında “kadınlar ne ister?”in yanıtını tek ya da birkaç taş pırlantada aramayarak, kadın dramlarını reyting malzemesi yapan kadın programlarına malzeme olmayarak, sevgiyi, şefkati, güler yüzü unutmadan erkeğin yanında dimdik ayakta durarak, erkekler dünyasında hemcinsleriyle didişip zaman kaybetmektense kendi işiyle ilgilenip en iyisini yaparak.
Aydınlık yarınlar umuduyla kadınlar gününüz kutlu olsun; gökyüzünden bizi izleyen kahramanlarımızı unutmadan… |