MEÜ-ana sayfa      GazeteNet-ana sayfa     gündem     üniversite     sağlık     sanat     spor     videohaber     bize ulaşın  

 

GazeteNet Makale

 

Prof. Dr. K. Suha AYDIN
Mersin Üniversitesi Rektörü


HOŞGELDİNİZ...

Sevgili öğrencilerim,

Mersin Üniversitesi kurulduğu günden bu yana benimsediği etik değerler ve kaliteli eğitim anlayışıyla toplum nezdinde saygın bir kurum kimliği kazanmış; Türk ve dünya üniversiteleri arasında
kendine seçkin bir yer edinmiştir.

Devamı için tıklayınız...

 

Prof. E. Berika İPEKBAYRAK
Mersin Üniversitesi Rektör Yrd.

HER HEYKELİN
BİR ÖYKÜSÜ VARDIR...


Harplar, savaşlar, tüketim, üretim derken 21. asıra geldik. Ülkelerin sınırları belirlendi, üretim de tüketim de arttı ama savaşlar bitmedi ancak farklı bir boyut kazandı. İnsanlar ekolojik değerler, teknolojik, ekonomik koşullar için savaşır oldular. Bütün bunların yanında yok olmaya yüz tutan örf ve adetler, sanat ve kültür değerleri ön plana çıktı. Globalleşen dünyada herşey birbirinin içine girerken, kavram kargaşası yaşanırken, sanatın evrensel dili gündeme gelmeye, yaygınlaşmaya başladı. Dünyanın her bir köşesinde festivaller düzenlenerek, sempozyumlar yapılarak sanatçılar bir araya getiriliyor ve böylelikle barış, sevgi, dostluk, hoşgörü çağrıları yapılmaya çalışılıyor.
Devamı için tıklayınız...

 
 

Sizden Gelenler

 

Doç. Dr.
Tuğba YANPAR YELKEN

ERASMUS VE ARİON İZLENİMLERİM ...

Erasmus ve Arion bursları ile 28 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında yurt dışına gittim. Erasmus ile Danimarka-Holbaek ve Almanya-Hildesheim'de bulundum. Arion bursu ile de Finlandiya'nın Kokkola şehrine gittim. İşte izlenimlerim...
Devamı için tıklayınız...

 
 
 
 
 

 

  MakaleNet
 

Yrd. Doç. Dr. Nurdan AKINER
(nurdanakiner@mersin.edu.tr)


"ELLERİNİN HAMURUYLA" KAHRAMANLIK DESTANI...
 

Kastamonu'daki köyünden büyük bir kararlılıkla ayrılırken, yanında kurtuluşa adanmış mangal gibi bir yürek, arkasında anne ve babasının sözleri vardı: “kızım gitme, gitme”... Bu sözleri bir kez daha duyacak ve yine dinlemeyecekti. Şairin dediği gibi mavi gözleri çakmak çakmak, sarışın bir kurda benzeyen komutana İnebolu'dan cepheye cephane taşırken rastladı. Ancak rastladığı kişinin Mustafa Kemal olduğunu bilmiyordu. “Sen üşüyor musun böyle?” diye sordu Mustafa Kemal. “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” yanıtını verdi Halime. Mustafa Kemal kafa kağıdını istedi ve birkaç dakika sonra sordu: “Sen kız mısın?” “Evet” dedi Halime Çavuş, cephede bilinen ismiyle “Halim Çavuş”.

Kurtuluş Savaşı'na giderken erkek kılığına girmiş, erkek gibi traş olmuş ve saçlarını kazıtmıştı. Kimseciklere söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Askeri mühimmatların taşınmasında görev yaptı. Üstelik çatışmalar sırasında açılan ateş sonucu bir ayağı sakat kaldı.

Üniformasını hiç üzerinden çıkarmayan Halime Çavuş, savaş sonrası Mustafa Kemal tarafından Ankara'ya çağrıldı. Kapıda yavere “Mustafa Kemal Paşa hangisi bilmiyorum” dedi. Yaverin “soldaki” demesiyle koşup elini öptü. O'nun “Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol” önerisine “Annem babam beni bekler” şeklinde cevap verdi Halime Çavuş. “Ben ana-baba sözü dinleyen evlada saygı duyarım” diyen Mustafa Kemal tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş bağlandı. Hayata gözlerini yumduğunda 75 yaşındaydı.

Üzerinde bulunduğumuz coğrafyada Fransızlara karşı kahramanca çarpışırken ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit oldu Tayyar Rahmiye. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. Osmaniye'nin Kaziyeler Köyü'ndendi. Müfrezesiyle, 9.Tümenin Fransızlar ile 1920 yılında yaptığı muharebeye katılmıştı. Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca haykırdı: “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?”

Adile Hala, Adile Onbaşı diye bilinen ve silah arkadaşları arasında “Kara Fatma” olarak anılan kahraman kadın Tarsusluydu. Afyon cephesinde de 8-10 kişilik milis kuvvetiyle bulunmuş, Tarsus'un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar göstermişti.

Adana'da Fransızlar'a karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920'de milli kuvvetler Pozantı'da taarruza başladığında, kritik bir duruma düşen Fransızlara kılavuzluk ederek onları kandırır. Hatice, kılavuzluk yaptığı Fransızlar'a yanlış yol göstererek Karboğazı'na sokar. Boğazda sıkışan Fransızlar, Türk askerine esir düşer.

Tarih boyunca Türk kadını hayatın her alanında erkeğin yanında yer alarak sorumluluklarını paylaştı. Kurtuluş savaşında verdiği mücadelede yüzlerce binlerce isimsiz kahraman düşmana karşı savaştı. Çoğu keskin nişancıydı, kimi cepheye cephane taşıdı, kimi yaralı askerleri tedavi etti, kimisi de askerin karnını doyurdu…

Nene Hatun, Halide Onbaşı (Edip Adıvar), Nezahat Onbaşı, Şerife Bacı, Hafiz Selman İzbeli, Gördesli Makbule Hanım, Çete Emir Ayşe, Saime Hanım, Yirik Fatma, Naciye Hanım, Faika Hakki, Sultan Hanım, Süreyya Sülün Hanım, Nazife Kadın, Domaniçli Habibe, Satı Çırpan ve isimsiz yüzlerce binlerce kahramandı onlar. Ana, eş, kız kardeş, evlat, sevgiliydiler…

Televizyon kanallarının ana haber bültenlerine düşen haberlerde gelincikler gibi omuzlar üzerinde süzülen kahramanların anaları, eşleri, kız kardeşleri, evlatları, sevgililerinin feryatlarıydı kulaklarımızda çınlayan.

Ve o kadınlar, kurtuluşa giden yolda, Mustafa Kemal'in isimsiz askerlerinin torunlarıydı.

Ve kadınlarımızın yürekleri Kurtuluş Savaşı'nda verilen şehitlerin ardından dökülen gözyaşlarıyla çoktan soğumuştu.

Türk kadını kendisini karanlık çağlara mahkum etmeyecek; kahramanlarını hatırlayıp hatırlatarak, kitle iletişim araçlarının ileti bombardımanı altında “kadınlar ne ister?”in yanıtını tek ya da birkaç taş pırlantada aramayarak, kadın dramlarını reyting malzemesi yapan kadın programlarına malzeme olmayarak, sevgiyi, şefkati, güler yüzü unutmadan erkeğin yanında dimdik ayakta durarak, erkekler dünyasında hemcinsleriyle didişip zaman kaybetmektense kendi işiyle ilgilenip en iyisini yaparak.

Aydınlık yarınlar umuduyla kadınlar gününüz kutlu olsun; gökyüzünden bizi izleyen kahramanlarımızı unutmadan…

 

Fatma Seher Erden  

Erzurumlu Kara Fatma lakabıyla bilinen Fatma Seher Erden 1888'de Erzurum'da doğdu. Subay Suat Derviş Bey ile evlenip Balkan Savaşı'na katıldı. I. Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde bulundu. 1919'daki Kongre günlerinde, Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitti. Bu görüşmenin ardından, Milis Müfreze Komutanı olarak Batı Cephesi'nde görevlendirildi. 300 kişiden fazla birliği ile Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde Mehmetçikle birlikte destanlar yazdı. Büyük Taarruzun ilk günlerinde General Trikupis'in birliğine esir düşse de, kaçarak yeniden Müfrezesinin başına geçti. Kahraman kadın, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra “üsteğmen” rütbesi ile emekli oldu. Ancak emekli maaşını Kızılay'a bağışladı.

 
 

Hakkımızda

 

  Künye

  Haber Arşivi

 

Resim Galerisi

 

Linkler


Fakülteler  

Yüksekokullar

M. Yüksek Okulları

Enstitüler

 

Mersin Gündemi

 
Öğrenci Haberleri
 

  Öğrenci Toplulukları
       Haberleri

 

MEÜ Yayınları

 

  Online Kitap Satışı